Ana içeriğe atla

Stepmama

Bu mahçup vatanın mağdur vatandaşları
ekmeğin tanzime düşme ihtimali ve
geri kalan bütün kuyruklu meseleler
kinoalı salatana sıktığın limon etmezler

bir esnaf lokantası yüreğim ve masalarında limon suyu
mercimeğe, kelleye bir tutam pulbiber

senin sosyokültürüne tırmanmam için merdivenler
ve senin gerdan kokunda burjuva bahisler var,
sınırları aşarken halk olma bilincini kaybedip
sevdiğin dizileri Netflix listeme eklerken

biliyorum, bizim ailede tabu sadece bir kutu oyun değil
biliyorum ellerini tutamam, ellerini
mutfak eldivenleri gizler
yirmi iki yaşımın on sekiz ayar hududu
yüzük parmağında buz gibi altınla çizili
bana sarılma stepmama,
beni bağışla
benim sana dokunmam meşru değil

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

14.07.2016 ve 15.07.2016 tarihlerinde yazdığım iki şiir ektedir

Beyaz Etin Daveti  hatırla, hep gün ortası saatleri seçtin sevişmek için güneş vurdukça iyice beyaz görünen etindi her şeyi apaçık yaşamaya davet eden çatlaklarını bilirdim, ellerim ne zaman hoyratlaşsa kalçan kırmızı bir cevap verirdi sana kıyardım kan derinle selamsız, derinlerinden akardı bacakların/ dudakların morarmasa; bileklerini tuttum mu benim için atan kalbi hissetmesem parmaklarımda yemin olsun inanmazdım yaşadığına buz gibi beyazdın bir de hastane koşuşturmaları o kadar kan senden çıkmamış olsa bembeyaz bir ölüydü ellerimi tutan valla! tip a da olsa diyabet için gençtin bundan gülenyüzlü bantlar taşıdın biri kalçanda, biri baldırında domaldığında onlarla oynardım sana kıyardım, kıymasam sana ait tek kırmızı ayak parmakların ve o bayıldığın rujun olurdu sana çok da yakışmayan 14.07.2016 Beyoğlu/İstanbul Asil Yurt Haseki Milli İrade Darbe diyordun tankların ne oldu? Sokağa döktüğün itlerin ne oldu? Amerika, İsrail, siyonistler ne oldu? İşte böyle yersiniz milli irade yara...
YEDİDEN SONRA CİNAYET Ben her ağustos ayı Sana uğrar yeşillenirim Sevmezdim aslında ağustosları Ağaç rengi böcekler feryat figân Akşamları da fazla demlidir Geceyarısı durgun denizde Ayışığına emanet etmişsem seni Şarabım, terliğim sigaram Bedenimin babaerenleri feryat figân Yakamoz yalasa çıplak etini Boynun hırçın bir deniz Deniz parlament bir çarşaf Çarşaf sen gibi biraz Yastığı ısırırken sen Beyaz duvarlar feryat figân Kimse duymaz işlediğimiz cinayeti
Zarafetle kırışmış alnında Otuz yılın hikayesi yazılı Cesaret etsem Bir kaçamak bakışa Anlarım mahalle arası maçlarda En son seçilmenin yaşattığı O mağrur yalnızlığı Sırtlanıp çantamı çıksam güneye Leb-i dilber durağından Kıvrımlarında dolaşsam belki Ulu pirlere bahşolan Hakikati bulurum İçime çeke çeke Voltalasam boynunda belki Sigarayı bırakırım Bir gece üç ayazında Düşlesem kuştüyü memelerini Dolardan hızlı yükselirim Sırtlanıp çantamı çıksam Karış karış dolaşsam Süt ve bal diyarında İki dolgun tepenin arasında Yıllık iznimi harcasam Belki vesile olur Tanrıyı da görürüm Derdimi anlatıp sıkmam seni Gökten bulut dökülür Saçına değmesin güneş Altınların saçılır Ben yine gördükçe seni okşayan rüzgarı Kıskanırım