Ana içeriğe atla

14.07.2016 ve 15.07.2016 tarihlerinde yazdığım iki şiir ektedir

Beyaz Etin Daveti 

hatırla, hep
gün ortası saatleri seçtin sevişmek için
güneş vurdukça iyice beyaz görünen etindi
her şeyi apaçık yaşamaya davet eden

çatlaklarını bilirdim,
ellerim ne zaman hoyratlaşsa
kalçan kırmızı bir cevap verirdi
sana kıyardım

kan derinle selamsız,
derinlerinden akardı
bacakların/
dudakların morarmasa;
bileklerini tuttum mu
benim için atan kalbi hissetmesem
parmaklarımda
yemin olsun inanmazdım yaşadığına
buz gibi beyazdın

bir de hastane koşuşturmaları
o kadar kan senden çıkmamış olsa
bembeyaz bir ölüydü ellerimi tutan valla!
tip a da olsa diyabet için gençtin
bundan gülenyüzlü bantlar taşıdın
biri kalçanda, biri baldırında
domaldığında onlarla oynardım

sana kıyardım, kıymasam
sana ait tek kırmızı ayak parmakların
ve o bayıldığın rujun olurdu
sana çok da yakışmayan

14.07.2016
Beyoğlu/İstanbul
Asil Yurt Haseki
Milli İrade

Darbe diyordun tankların ne oldu?
Sokağa döktüğün itlerin ne oldu?
Amerika, İsrail, siyonistler ne oldu?
İşte böyle yersiniz milli irade yarağını

Kaldırım taşları miğfer, köprü mevzimiz oldu
Kemalistler, FETÖcüler hüsrana boğuldu
O paralı askerler, tüfeklerin ne oldu?
İşte böyle yersiniz milli irade yarağını

Ben bir garip YURT'um, göçer giderim
Gerekirse şehadet örtüsüne girerim
Millet-i sine dendi mi akla ben gelirim
İşte böyle yersiniz milli irade yarağını

Türk, öğün çalış dediniz
İsrailin, ABDnin kucağından inmediniz
Reisimizi iki tanka yedirmeyiz biliniz
İşte böyle yersiniz milli irade yarağını

Siz sanmayın derdimiz şehit ve gazi maaşı
Göstermesin ALLAH bize reis naaşı
Bizim reisimiz İSLAM ordusunun başı
İşte böyle yersiniz milli irade yarağını

15.07.2016
Fatih/İstanbul
Asil YURT Haseki


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YEDİDEN SONRA CİNAYET Ben her ağustos ayı Sana uğrar yeşillenirim Sevmezdim aslında ağustosları Ağaç rengi böcekler feryat figân Akşamları da fazla demlidir Geceyarısı durgun denizde Ayışığına emanet etmişsem seni Şarabım, terliğim sigaram Bedenimin babaerenleri feryat figân Yakamoz yalasa çıplak etini Boynun hırçın bir deniz Deniz parlament bir çarşaf Çarşaf sen gibi biraz Yastığı ısırırken sen Beyaz duvarlar feryat figân Kimse duymaz işlediğimiz cinayeti
Zarafetle kırışmış alnında Otuz yılın hikayesi yazılı Cesaret etsem Bir kaçamak bakışa Anlarım mahalle arası maçlarda En son seçilmenin yaşattığı O mağrur yalnızlığı Sırtlanıp çantamı çıksam güneye Leb-i dilber durağından Kıvrımlarında dolaşsam belki Ulu pirlere bahşolan Hakikati bulurum İçime çeke çeke Voltalasam boynunda belki Sigarayı bırakırım Bir gece üç ayazında Düşlesem kuştüyü memelerini Dolardan hızlı yükselirim Sırtlanıp çantamı çıksam Karış karış dolaşsam Süt ve bal diyarında İki dolgun tepenin arasında Yıllık iznimi harcasam Belki vesile olur Tanrıyı da görürüm Derdimi anlatıp sıkmam seni Gökten bulut dökülür Saçına değmesin güneş Altınların saçılır Ben yine gördükçe seni okşayan rüzgarı Kıskanırım